Tek Başına Anne Olmak

Monday, Nov 20th

Son Güncelleme:12:00:00 AM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: AİLE Annelere Özel Tek Başına Anne Olmak

Tek Başına Anne Olmak

Ayşemin KARABULUT
Her sabah aynı telaşla ve hızlılıkla evden çıkarım...

 

 

Ve kapıyı kapatıp hızlı adımlarla yürürken aynı soruyla karşılaşırım: Annecim geç kaldık mı?
Kızımın büyük bir hevesle ‘evet’ dememi beklediğini bilirim. Çünkü  O'nun derdi 'geç kalmak' değil, ‘geç kalmıyor’ olmaktır; herkesden önce kreşte olmamaktır.  
Bir yandan işe geç kalmayacak olmanın rahatlığıyla ‘hayır, geç kalmadık bebeğim‘ derken, bir yandan da bu rahatlığımdan utanıp ‘evet’ dememenin burukluğunu yaşarım.

Birlikte arabaya  biner, yola koyuluruz.
İstanbul trafiğinde şuursuzca araba kullanan bir yığın insanın içinde, kreşe ve işe yetişmeye çalışırken müziği açıp kızımı neşelendirmenin yollarını ararım. Bilmeceler sorup, okuduğu şiirleri dinleyip, belki on kere sorduğu ‘Annecim saat kaç, geç kaldık mı?‘ sorularına sabırla cevap vererek kreşe gelirim.
Kreşe bırakırken bu sefer başka bir endişesi başlar: Anne beni erken al.
Çalışan annelerin, evde bekleyen birileri olduğu için kreşe servisle gidip gelen çocukları vardır.
Kızım bu arkadaşlarına ‘servis çocukları’ der ve kreşe bıraktığımda benden tek beklentisi, O'nu ‘servis çocuklarından’ önce ya da onlarla aynı saatte almamdır, en son çıkanlardan biri olmamaktır.
Bu sefer de akşam kreşe geç kalmama psikolojisiyle işe doğru yol alırım.

Çalışan annelerin ve çocuklarının kaderidir bu aslında.
Kader demeyelim de, "kendi seçimlerimiz ve bu seçimlerin çocuklarımıza yansımasıdır" diyelim. Hayatımız  seçimlerden ibarettir çünkü.
Ya çalışırsınız ya çalışmazsınız, ya evlisiniz ya bekarsınız, ya annesiniz ya değilsiniz.
Bunun sonucunda, seçimlerimizden sevdiklerimiz ister istemez etkilenir..
Tıpkı, seçimin sadece etekle pantolon ya da köfte ile makarna arasında olduğunu sanan kızım gibi. 

Dokuz yıllık bir evliğin ardından, iki ay önce boşandım ve kızımla birlikte yaşıyorum.
İki yıldır, her sabah kreşe geç giden kızım, şimdi benimle olduğu için ve benim işim nedeniyle daha erken kalkmak ve bana ayak uydurmak durumunda kalıyor.

Benim her sabah yaşadığım da bu seçimlerimin bir sonucu aslında. Anne olmak (mükemmel duygu), çalışmak (olmazsa olmaz), yalnız olmak. Yani tek başına anne olmak. Ve ister istemez bu seçimin sonucu O'na da yansıyor.

Tek başına anne olmanın zorluğu elbetteki sadece sabah işe yetişme, kreşden erken alma telaşı değildir. Aslında günümüzde binlerce ebeveynin ortak sorunlarından biri bu.
Aslolan evin zorlukları ve anne olmanın getirdiği sorumluluklar dışında, en sevdiğiniz varlığınızın seçimlerinizden etkilenmesinin yarattığı ağır yüktür.
Bu yükü hafifletmek, O'nun en az düzeyde etkilenmesi için daha fazla enerji harcamak, ayrı bir çaba sarfetmek gerekir.
İşte ben bu enerjiyi önce kızımdan, sonra kendimden alıyorum.
Hayallerimden vazgeçmeden, ben de kızımla büyüyüp olgunlaşıyor, hem onun özünden hayatı görmeye hem de onunla beraber zamanı tutmaya çalışıyorum.
Kilit nokta, aslında ne olursa olsun, eğer hayatta mutlu olmayı başarırsanız çocuğunuzu da çevrenizdekileri de mutlu etmeyi başarırsınız.

Şimdi her sabah uyandığımda, günün koşturmasına ve telaşına kapılmadan önce, bütün erken kalkmalara rağmen büyük bir keyifle uyanan kızıma kocaman sarılıyor, O'nun sıcaklığında mutluluğu yakalıyor, birlikte hazırlanmanın ve güne beraber başlamanın keyfini çıkarıyorum.

Mutlulukla kalın.
 

Share/Save/Bookmark