"Okuma Yazma Zayıflığı İle Disleksi Farklıdır"

Sunday, Sep 24th

Son Güncelleme:12:00:00 AM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Röportaj "Okuma Yazma Zayıflığı İle Disleksi Farklıdır"

"Okuma Yazma Zayıflığı İle Disleksi Farklıdır"

Psikolog İnci Özkoray, 'öğrenme güçlüğü yaşayan çocuğumuza nasıl yardımcı olabileceğimizi, kıyaslamanın özgüvene olumsuz etkisini ve çocuklarda fiziksel şiddeti' anlattı.

 

 


» Disleksi nedir ? Tedavisi mümkün mü ya da onunla yaşamayı öğrenmeli miyiz?

Disleksi, okuma yazma güçlüğü çeken kişilerde beynin sembolleri farklı algılama özelliğidir.  Okuma yazma zayıflığı ile disleksi birbirinden farklıdır.  Disleksi kişiye algılamada hata yaptırıyor ve okuma yazmada güçlük yaşatıyor,  okuma yazma zayıflığında ise kişi doğru algılıyor ama yanlış yapıyor. Dislekside harfler ve sayılar görüldüğünde değişik algılanıyor, konsantrasyon azalıyor ve genelde çocuk kendisini bir karmaşanın içinde buluyor. Disleksi kalıtımsaldır, genlerle gelir. Tedavisi mümkündür. Uzman eşliğinde öğrenme terapisi çok önemlidir. Disleksi ile yaşamayı öğrenmek gerekiyor.

» Okulda öğrenme güçlüğü yaşayan çocuğumuza nasıl yardımcı olabiliriz?

Öncelikli olarak çocuğun öğrenme güçlüklerini araştırmak gerekiyor. Sorun disleksiden mi kaynaklanıyor yoksa okuma yazma zayıflığından mı? Eğer sorun disleksiden kaynaklanıyorsa duyu fonksiyonlarını düzenlemek gerekiyor. Eğer okuma yazma zayıflığından kaynaklanıyorsa bunu güçlendirmek için okuma yazma yanlışları üzerinde çalışılıyor. Okuma yazma güçlüğü (disleksi) ve matematikte zorlanma (diskalkuli) erken fark edildiğinde, belirli egzersizlerle bir çocuğun legasteni ile başa çıkması ve özgüveni zedelenmeden öğrenme motivasyonunu kazanması mümkün olabilmektedir. Disleksi zamana bırakılamaz. En geç ilköğretimin başında müdahale edilmelidir. Özgüven ile harf ve sayı korkusu yenilmeli, sosyal korkuların ve beceriksizlik fobisinin önüne geçilmelidir. En büyük destek bu konuda bilgili, hoşgörülü ve de sabırlı öğretmenlerden beklenmelidir. Bir ekip çalışması ile çocuk yıpranmadan ve psişik bunalımlara girmeden bu zor evreyi atlatabilir. Terapist, anne baba ve sınıf öğretmeni uyum içinde çalışarak bu zeki ve yetenekli çocukların başarılı geleceklerini programlamalıdırlar.

» Ebeveynler olarak çocuğu kimseyle kıyaslamak istemesek dahi, okul ve sınav süreçleri sebebiyle kaçınılmaz olabiliyor.  Kıyaslamanın öz değerlere negatif etkileri var mı?

Kıyaslamak özgüven açısından çok önemlidir. Neden kız kardeşin gibi uslu olamıyorsun?”, “Neden Ali gibi çalışmıyorsun?” gibi örnekler çocuğunuza başarısız olduğu şeyleri hatırlatacak, utanç duyma, kıskanma gibi olumsuz hislerle kendi özdeğerlerini indirgemesine sebep olacaktır.
“Sen en iyi oyuncusun.” demek de tehlikeli bir tavır oluşturacaktır, çünkü çocuk gelecekte bu imaja sahip olabilmek için uğraşacak ve bir sürü problemle karşılaşacaktır. Eğer çocuğunuza onu kendine has özellikleri için sevdiğinizi hissettirirseniz kendisine değer verecektir.

»  Çocuklar neden anne-babasına ya da arkadaşlarına vurur?  Fiziksel kuvvetini kullanmaya çalışan bir çocuğa yeterince sevgi gösterilmemiş midir?

Çocuklar sözel olarak kendilerini ifade edemedikleri zaman ajite olabilir ve fiziksel  tepki gösterebilir. Sözel zayıflık, fiziksel şiddet doğurabilir.  Gelişim süreci içerisinde  sözel olarak kendini ifade etmeyi öğrenmesi, fiziksel tepkiyi ortadan kaldıracaktır.  Bütün bunların yanı sıra rol modeller çok önemlidir, ailede, sinemada oyunda şiddet içerikli (vurma, kırma) örnekler mevcutsa çocuk bunları örnek alacaktır. Özgüven aşılayacak şekilde sevecen davranmak çocukların gelişimine ailelerin vereceği en önemli destek olacaktır.

» Bir yandan çocukların sorumluluk sahibi olmasını isterken, diğer yandan her işlerini tamamlamaya çalışıyoruz.  Hangi yaşta hangi sorumlulukları vermeliyiz, bunun bir metodolojisi var mı?

Günlük yaşamımızda sosyal kompetans ile hareket edebilmek için sorumluluk taşımamız ya da başkalarının sorumluluğunu üstlenmemiz büyük önem taşıyor. Çocuğumuza ilk sorumluluk vermenin doğru başlangıç noktası ne olmalıdır ve aşırıya kaçmadan sorumluluk nasıl verilebilir?  Sorumluluk aile içindeki karakterlerin ve davranış biçimlerin rol model alınması, taklit edilmesi ile gelişir. Çok küçük yaşlarda hayvan sevgisi ve buna bağlı gelişen o hayvanı besleme ya da bakım sorumluluğu hem ötekini sevme hem de onun sorumluluklarını üstlenme gibi pozitif davranış biçimlerini oluşturacaktır.
Sorumluluk bilinci taşıyan aileler ayni bilinci taşıyan çocuklar yetiştiriyorlar. Sorumluluk farkındalığı aile içinde oluşturuluyor.
Sorumluluk insanın kendi davranış sonuçlarının bilincinde olabilmesi ve bunları göğüsleyebilmesidir.
Sorumluluk hissi taşıyan bir çocuk sonuç ne olursa olsun davranışlarının da arkasında durmayı bilecektir.  Sorumluluk yaşa uyumlu olarak verilmelidir. Çocuğun yaşına bağlı taşıyabileceği sorumluluk onun bireysel motivasyonuna da bağlı olarak gelişir. Mümkün olduğu kadar onu mutlu edecek sorumlulukları çok küçük yaşlardan itibaren vermek gelecekteki sorumluluk bilincinin sağlam temellerini oluşturacaktır. Bunlara örnek vermek gerekirse, çocuk kıyafetlerini kendisi giymeye başladığında, yemeğini kendisi yemeye başladığında, odasını toplamaya başladığında kendi sorumluluklarını taşımaya başlamıştır. Başka bir canlının sorumluluğunu taşımaya başlamak istediğinde ise bunu bitki ile başlatıp daha sonra hayvan besleme sorumluluğu verilebilir.

» Son 20 seneye baktığımızda çalışan anne sayısı çok arttı. Buna bağlı olarak bakıcı ya da yuva ile büyüyen bir nesil belki de ilk kez karşımıza çıkacak. Sizce, bu çocukların hayata karşı duruşları nasıl?

Çalışan ailelerde çocuklar çok küçük yaşlarda bakıcı ile tanışıyor ve yaş grubuna göre yuva ve anaokullarına veriliyor ve güçlü bir özgüven geliştirmeye mecbur kalıyorlar. Bu hızlı yaşam ritmine göğüs gerebilmek için çocukların çok kalıcı bir özbilince ve güçlü sinirlere ihtiyaçları olduğu kesin. Bakıcılar ve öğretmenler her ne kadar sevgi dolu ve koruyucu bir yaklaşımla öğrencilerinde özgüven geliştirmeyi amaçlasalar da, gene de bir ailenin verebileceği sınırsız sevgi ve kabul görme hissini oluşturamıyorlar. Bu konuda bakıcı ve okul seçerken çok dikkat edilmesi ve belirli kriterlerle seçilmesi gerekir. Bu dönem karşımıza çıkan neslin hayata karşı duruşları sağlam olmasını istiyorsak pedogog vasfını taşıyabilecek kişilerle çocuğun büyümesine özen göstermek ve özgüveni gelişen çocuklar yetiştirmek gerekir.
Özgüveni Geliştirmek:
Anneler ve babalar özgüvenin en önemli koruyucu faktörünü oluşturuyorlar.  Çocuk ilk derin ilişkisini onlarla kuruyor ve bu yaşantı onun hayatı boyunca etkisini sürdürüyor ve ilk muhatap olduğu kişi ile zorluklar yaşadığında, bocaladığında onun kendisini geri çekebileceği, sığınabileceği bir güven bazını oluşturuyor ailesi.  Tabii ki aile bu konuda ayrıca çok önemli bir rolmodel özelliğini de taşıyor. Onun çevresindeki olaylara nasıl yaklaşması gerektiğini, çatışma ve zor sitüasyonlarla nasıl ustaca başedebileceğini işte bu rolmodel belirliyor. Çocuk ancak ailesinin desteği ile yüksek bir özgüvene sahip olma şansını yakalayabiliyor.

Röportaj:cocuklar.biz
Şubat 2012

Psikolog İnci Özkoray Kimdir?
Avusturya Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ nden mezun oldu. 1974 yıllarında Frankfurt Pedogoji Enstitüsü Eğitim Araştırma ve Yenileme Projesin’ de (Innovationsprojekt) çalıştı. 1984 yılında Teşvikiye’ de SEDA ÇOCUK EVİ’ ni kurdu.  WALDORF (Avusturya), MONTESSORİ ve STORYLINE eğitim yaklaşımlarını ve metodlarını kendi kültürel ve eğitsel bünyemize uyarlayarak bir senteze dönüştürdü ve 23 yıl boyunca binlerce çocuğa eğitim verdi.  Yeteneklerin geliştirilmesi ve algı fonksiyonlarının çalıştırılması alanında Münih Anaokulu Direktörü Wolfgang Löscher ve Çocukta Estetik Eğitiminin duayeni Prof. Dr. Rudolf Seitz’ in yetenek geliştirme metodlarını uyguladı. 2004 yılından beri dikkat eksiklikleri ve lagasteni (disleksi) üzerinde Avusturya Legasteni Merkezi ile bağlantılı bilimsel çalışmalarını sürdüren Özkoray 2010 yılında Pedagog Ursula Günster Schöning ile ERFOR İSTANBUL DİSLEKSİ MERKEZİ’ ni kurdu. 19 Haziran 2010’da Disleksi Farkındalığı, 11-12 Aralık 2010' da da AFS Metodu seminerlerini düzenlemiş olan Özkoray, iki çocuk sahibi.

Uzmanlık Alanları
Legasteni(Disleksi) ve Diskalkuli
AFS Metodu / AFS TESTİ
(Attention – Function – Symptom Metodu / Dr. Astrid Kopp Duller – Austria ( 7- 14 yaş )
ADD / ADHD Hiperaktiviteli ve Hiperaktivitesiz Dikkat Eksikliği Terapisi ( 7 – 14 yaş)
LAUTH SCHLOTTEKE (UNIVERSITAET TÜBINGEN) Dikkat Terapi Programı
DIETER KROWATSCHEK / MKT Dikkat Terapisi
İŞİTSEL ALGI TRAINING Programı WOLFGANG LÖSCHER (5- 11 Yaş)
GÖRSEL ALGI ve YETENEK GELİŞTİRME Programı Prof. Dr. Rudolf SEITZ ( 5 – 11 Yaş)
Dikkat Eksikliği ve Disleksi alanında Almanya ile ortak çalışmalar yürüten Psikolog Özkoray  terapi yöntemlerini Almanca ve İngilizce de uygulamaktadır. 

 

Share/Save/Bookmark