Günah Keçimi Kaybettim

Monday, Aug 20th

Son Güncelleme:12:00:00 AM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: AİLE Aile İlişkileri Günah Keçimi Kaybettim

Günah Keçimi Kaybettim

Günah Keçimi Kaybettim. Bulana ödülüm var. Efendim, önce bir tarif verip işi sağlama alayım, sonra ne kadar haklı olduğumu anlatacağım size.

 

 

Keçim, alacalı renkte, siyahı da var beyazı da. Küçük, kıvrık kıvrık boynuzları var, sesi bülbül gibi, nasıl yapıyor bilemiyorum ama gülümser gibi bakıyor insanın taa gözünün içine.

Şimdi hikayeye geçebilirim.

Sanırım on yaşlarımdaydım. Bir gün annemin çok kıymet verdiği vazosunu kırıverdim. El işlemeli, ince belli camın tozunu alıyordum ki, tuzla buza çevirip, bir daha hiç tozlanmayacak kıvama getirdim. Lakin gel gör ki, nerden başlayıpta anneme söylesem bilemiyorum,  üstelikte mide ağrıları içinde kıvranıyordum. Vazo evin baş köşesindeydi, belli olmayacak gibi de değil.

O gece rüyama, ak sakallı, bembeyaz giysiler içinde, saçları yerleri süpüren bir dede girdi. Baston yerine kalınca bir ip tutuyordu.

“ Kızım “ dedi. “ Görüyorum ki pek bir dardasın “.
“ Evet “ dedim. “ İyi de sen nerden biliyorsun, zaten midem ağrıyor bir de senle uğraşamam “
“ Eee ben yardım için geldim, madem yüreğin temiz, kurtaralım seni bu dertten ”.

Ve böyle söyler söylemez, arkasında saklanan tıfıl mı tıfıl, yerden bitme gibi kısacık bacakları olan, küçük keçiyi gösterdi. Boynuna bağladığı ipi de elime verdi.

“ Al “ dedi. “ Bu Günah Keçisi, bundan böyle senin, yeni bir isim aramayasın, zira onun adı doğumuyla vardı . “

Biraz şaşkın, biraz mahcup duran keçimi ipinden çektim, sarıldım, öptüm.

O sabah uyandığımda, Günah’ ın ( ben O'na Günah derdim ) boynuzları arasında bir kağıt parçası gördüm.  Üstünde “ vazoyu kardeşin kırdı, bugün böyle anlat “ yazıyordu. Ayaklarım yerden kesildi, bir sevinç, bir heyecan… 
Anneme, üç yaşındaki kardeşimin topu atıp vazoyu kırdığını, O'nu cam parçalarından korumak için hemen ortalığı toparladığımı, çok üzülüp ağladığımı uzun uzun anlattım.

O günden sonra, ben ve Günah süper bir ekip olduk. Acayip eğlenirdik, uydurduğumuz bahanelerle  nasıl hevesli, nasıl keyifliydik bilemezsiniz. Lise yıllarımdan itibaren bu işten iyi para kazanmaya da başladık. Birinin derdimi var hemen Günah’ a anlatıyordum. O gecenin sabahı boynuzlarında bir kağıt buluyorduk. Ben de, eşe dosta turuncu kağıtta yazan planı söyleyip paramızı alıyordum.

Biz de çare tükenmezdi. Temel stratejimiz  “ sıyrılmaktı ”, başkalarını suçlamak, yalan söylemek, bahaneler üretmek,  hırsızlık,  artık aklınıza ne gelirse..  kesinlikle işe yarıyordu.  Sonuçta alan memnun satan memnundu. Huzuru sağlıyorduk ya,  var mı ötesi.

İnanır mısınız, üniversiteye hep Günah'la birlikte gittik. Sol elimde keçimin ipi, sağ elimde kitaplarım, kampüste dolaşırdık. Sınavı başarısız olan bizden medet umardı, parası yetmeyen, arkadaşının sevgilisine aşık olan, istediği işe bir türlü giremeyen, ailesine söyleyemeyeceği bir halt eden..

Seneler böyle geçti. Sattığımız planlar sayesinde refah içindeydik.  Fakat iki üç hafta önce, Günah’a bişeyler olmaya başladı, iyice suskunlaştı, evden çıkmak istemiyordu, çok kilo aldı, gülümser ifadesi dağıldı gitti, hiçbir şeye itiraz etmeyen arkadaşım “ sıkıldım biraz, huzursuzum, Gökçeada ya mı gitsek” gibi laflar etmeye başladı.

Geçen akşam işten eve geldim, her zaman ki köşesinde yok, ipini de sökmüş.. Beni aldı bir telaş, keşke iyice dinleyip anlasaymışım diye düşünürken bir de ne göreyim .. Meğer şimdiye kadar boynuzlarından çıkan kağıtların hepsini biriktiriyormuş. Kocaman bir çuvala doldurmuş turuncu bahane planlarımızı, en üstte de notu var “ bunları biraz da sen taşı, ben gidiyorum ”

Şimdi ne yapsam bilemiyorum, ak sakallı dede de gelmiyor rüyalarıma. Emekli mi oldu ne ? Velhasıl, keçimi arıyorum gören duyan olursa, ömür boyu  “paçayı sıyırma ödülünüz” var ona göre.  Söz, sütten çıkmış ak kaşık yapıcaz sizi ..

Fatma Meriç Demirel
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız  

Share/Save/Bookmark