"Anne-Babalar Öncelikle Hırslarından Kurtulmalılar"

Monday, Sep 25th

Son Güncelleme:12:00:00 AM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Röportaj "Anne-Babalar Öncelikle Hırslarından Kurtulmalılar"

"Anne-Babalar Öncelikle Hırslarından Kurtulmalılar"

Gökhan Avcı usta bir müzisyen. Hepimizin tanıdığı sanatçıların albümlerinde perküsyon çalıyor. Kendi müzik grubu var. Aynı zamanda çocuklara da perküsyon eğitimi veriyor. Üstelik bir de anaokulu sahibi. Yani çocuk ve müzik deyince, söyleyecek çok sözü olanlardan. Biz de O'na çocuk ve müzikle ilgili aklımıza takılanları sorduk.

 

* Bize kendinizden bahseder misiniz? Nasıl bir müzik yolculuğu bıraktınız arkanızda? Ve şimdi nasıl bir yoldasınız?

1973 İstanbul doğumluyum. 3 yaşında kendi kendime darbuka çalarak başladı müzik hayatım. Daha sonra evde leğenlerden ve annemin eski dikiş kutusundan oluşturduğum davulla, düğünlerde seyrettiğim davulcuları taklit ederek devam etti. İlkokulda tüm sene sonu etkinliklerinde yer alıp şarkı söyleyip darbuka çaldım. Ortaokul ve lise yıllarında arkadaşlarımla okulun müzik grubunu kurup (davul), Milliyet'in düzenlediği yarışmalarda çeşitli dereceler aldık. Bu sırada lisanslı olarak basketbol oynamaya devam da ediyordum (İstanbul Üniversitesi). Lise bittikten sonra profesyonel olarak perküsyon çalmaya başladım. Davuldan perküsyona geçmemin nedeni perküsyonun sınırsız olmasıydı.

İlk olarak Soner Arıca'nın ilk albümüyle sahne hayatım başladı. Daha sonra Soner Arıca'nın ikinci albümünün kayıtlarına çaldım. Böylece albüm müzisyenliğim de başlamış oldu. "Best of Ajda Pekkan" da sayısız albüm çalışmalarından biridir. Son olarak Emre Altuğ, Bengü ve İstanbul Gelişim'le pop çalışmalarıma devam ettim. Bu arada 2005 yılında Türkiye'nin ilk elektronik müzik perküsyon albümünü yaptık ama bu albüm sadece İngiltere de çıktı. Çok beğenilmesi üzerine iki parça eklenerek 2006'da ABD'de yeniden çıktı. Eastern Hypnotics adıyla.

Bu aralar TRT müzik kanalında yayınlanan Müzik Deyince programı, yeni projemiz olan türkülerin jazz versiyonlarının yer aldığı jazzturka projesi, Kübalılar'la çalıştığım ACUBA grubu, Kendi kurmus olduğum world music yaptığımız Sungria ile devam etmekteyim. Müzik yaşantıma büyük bir zevkle eklediğim eğitim kısmı da yaklaşık 5 ayrı yerin ritm orff ve perküsyon eğitmenliğiyle devam etmekte. Bunların arasında 4 senedir beraber olduğumuz American Sev İlköğretim Okulu, 2 senedir onur duyarak çalıştığım Ekol Drama ve Bebop Davul Okulu bunlardan bazıları. Tabii bir de 4'üncü senesine giren anaokulum Kırmızı Elmam'ı da unutmamalıyım.

* Müzik eğitimi çocuğa ne kazandırır? Perküsyon çocuklarımızın müzikle tanışması için iyi bir başlangıç mıdır?

Beslenme bir insan için ne kadar önemliyse müzik de oderece önemlidir aslında. Hayatımız onunla başlamıyor mu? Perküsyona gelince, yabancı kaynaklı bir kelime onu açıklamak lazım. Vurarak ses elde edilen her şeye perküsyon diyoruz. Yani tüm ritm. Ritm deyince de o daha doğmadan başlıyor. Annenin kalp sesini dinleyerek başlıyor ritmle tanışmamız. Sonra kendi vücudumuzdaki kalp başlıyor ritmle atmaya, sonra dışsal olarak bakacak olursak yürümek, konuşmak, göz kırpmakla devam ediyor. Hatta daha sonra çevreye uyumumuza bile karışıyor ritm. İşte biz, bu farketmeden yaptığımız ritm birlikteliğimizin farkına varmaya yarayan eğitimi veriyoruz aslında. Perküsyon eğitimi beyin ve vücut koordinasyonunun yanı sıra çevreyle uyum (sosyal zeka), matematik gelişim (analitik zeka) kazandırır. Müziğin de değişmezi olduğundan, çünkü ritmsiz hiçbir müzik eseri olmaz, tabii ki en iyi başlangıç olarak görebiliriz.

* Çocuğumuzun müziğe yetenekli olduğunu nasıl anlayabiliriz? Yoksa “bunu anlamak bize düşmez” deyip, mutlaka çocuğa bir şans verip, bir kursa mı göndermeliyiz ?

Çocuğunuzun müziğe yeteneği olup olmadığını anlamak için önce müzisyen, hem de eğitmen olmanız gereklidir.Bunlardan biri noksansa olmaz. Tabii birçok dalı var müziğin, bunlardan herhangi birine de olabilir, onun için de doğru eğitmene danışmanız gerekir.

* Bazı anne babaların 10 -15 yaşında çocukları var ama müzik eğitimi için geç kaldıklarını düşünüyorlar. Çocukların müziğe başlaması için doğru yaş var mı ?

Müziğe başlama yaşı, dehalarda 3 yaş olarak rastlıyoruz, Mozart gibi. Ama bana sorarsanız müziğe ne zaman fırsat bulunursa o zaman başlanmalı. Yani geç olmuş diye düşünülmemeli. Günümüz dünyasının en iyi müzisyenleri arasında, 20 yaşından sonra müziğe başlayanlara rastlıyoruz. Yani bu işin bir başlama yaşı yok.

* Çocuklarımıza doğru eğitim verecek, doğru adrese nasıl ulaşabiliriz? Bize nasıl bir yol önerirsiniz ?

Bu çok önemli bir nokta. Doğru eğitim deyince çok düşünmek gerekir. Ben hem eğitmen çalıştıran, hem eğitici olarak, hem de bir baba olarak bakma şansına sahip olmuş biriyim.

Eğitmen çok önemli bir kavram, özellikle çocucuklar için. Çünkü yapılacak en ufak yanlışlık çocuğunuzun, ne eğitimi alıyorsa ondan, hayat boyu nefret etmesini sağlıyacaktır. Benim 3 ile 65 yaş arası birçok öğrencim var. Büyük olanların hemen hemen hepsi eğitim kazazedesi olarak geliyorlar. Çünkü hayatlarının bir bölümünde müzikle uğraşmak istemişler ve kendilerine çok afedersiniz ama yeteneksiz eğitmenler tarafından "yeteneksizsin" denmiş ve müzikten soğutulmuşlar. Ben de "doğru yürüyebiliyorsanız ve konuşabiliyorsanız, ben size kendi konumda eğitim verebilirim" diyorum.

Çünkü yetenekliyle yeteneksiz biri arasındaki fark sadece çalışma farkıdır.Birinin üç ayda alacağını diğeri daha fazla zamanda alır sadece. Doğru adrese ulaşmak da, kurumun kurumsal olması, düzgün çalışıyor olması, öğrenciye, veliye ve eğitime bakış açısı ve eğitmen kalitesi ile saptanabilinir. Ben çalışacağım yerlerde ve kişilerde de bu özelliklere çok dikkat ediyorum.

* Çocuk müzik eğitimine devam ederken anne-babaya düşen rol sizce nedir? Anne-baba eğitimden ne beklemelidir?

Çocuğun müzik eğitiminde, anne-babaya düşen tabii ki herşeyde olduğu gibi görevler var. Öncelikle hırslarından kurtarmalılar kendilerini. Bu nokta çok önemli çünkü üzülerek izliyorum ki, çocukların bir çocuk, hatta bir insan olduğunu unutup mükemmel projeler olduğunu sanan birçok veli var. Aslında sadece sağlıklı bir çocuğumuz var diye bile mutlu olmamız lazımken, bizler ne kadar mükemmeliz ki diye hiç sormuyoruz?

Biz büyükler bazen unutuyoruz. Bizim görevimiz elimizden gelen en mükemmel eğitimi vermektir ama çocuğun görevi değildir mükemmel olmak. O olabildiği kadardır, biz de öyleydik. Genel bakıştan sonra ben özellikle küçük öğrencilerimin velileriyle beraber ders yapmaya çalışıyorum. Hatta başta velilerimi derse alıp onlara da çaldırıyorum ki; bu işin dışardan bakıldığı kadar kolay olmadığı anlaşılsın. Sonuçta bir müzik aleti çalmak için beyin vücut koordinasyonunun yanı sıra o müzik aleti için gerekli kasların da gelişmesi ve kondisyon kazanması gerekiyor. Zira bu uzuvlarımız hayat boyu bizle olduğu halde hiç kullanmıyoruz aslında. Bir de çocuklar için velisinin de onunla beraber çalıyor olması çok olumlu etkiler yapıyor. Hem çalışmaları daha zevkli hale geliyor, hem de duygusal paylaşımları artıyor. Büyükler için de hem stres atacakları bir ortam, hem de güzel bir hobi oluyor.

Çocukları anlamaları da bu paylaşımlar sayesinde daha fazla oluyor. Beklenti ne olmalıdır sorusuna gelince, çocuğun her geçen günkü gelişimini izlemek mutluluk vermelidir veliye. Ama virtiöz beklentisi de olmamalıdır. Virtiözlüğün hem milyonda bir çıkacak bir yetenek, hem de günlük minimum 7- 8 saatlik çalışmanın sonucu olduğunu unutmamak lazımdır.

* Okulda verilen eğitim süresinin dışında, müzik-resim vb. kurslara zaman harcamanın dersleri aksatacağına dair bir kanı var. Siz bu konuda ne dersiniz?

Başta derslerin kötü etkilenmesinden önce, çocuklarımızın kötü alışkanlıklar edinmemesi daha büyük ve öncelikli sorunumuzdur aslında. Bu yüzden her çocuk mimimum bir faaliyetle uğraşmalıdır. Ve araştırmalar göstermiştir ki; sosyal faaliyetlerle uğraşan çocuklar hem derslerinde hem ruhsal hayatlarında hem de ileriki hayatlarında daha başarılı insanlar olmaktadırlar. Ben ortaokul ve lise yıllarımda hem müzikle uğraşıp hem de lisanslı basketbol oynadım derslerim de gayet iyiydi. Teşekkürden aşağı karnem gelmezdi. Her şeye zaman var aslında. Biraz daha az televizyon izlerler ya da bilgisayar oynarlar belki bu sayede tabi biz biraz daha yoruluruz ama olsun.

* Grup olarak verilen müzik derslerinde özgüven sorunu yaşayan, çekingen davranan çocuklar gözlediğinizde nasıl bir yöntem izliyorsunuz? Onları sınıfa ve derse nasıl dahil ediyorsunuz ?

Özgüven eksikliğini sordunuz ama daha öncesinde, aslında her çocuğun hatta hepimizin ilk girdiği ortamla sıkıntısı vardır. Biz büyükler bile ilk girdiğimiz ortamlara alışmakta güçlük çekeriz. Bu çocuk olunca, tabii bu sıkıntı biraz daha artıyor. Bu yüzden ben küçük çocuklar için ilk dersleri mecburi veli katılımıyla yapıyorum. Yani her veli orada olmak zorunda oluyor. Böylelikle çocuğun ailesini düşünme evresini de kaldırmış oluyorsunuz.

Aileler içeride olmasına rağmen özgüven sıkıntısı çeken çocuğumuz varsa, onu da velisinin yanında velilerin bölümüne derse alıyorum. Genelde çocuklar diğer çocukların eğlendiğini görünce onlar da derse katılıyorlar. Eğer yine çekinceleri devam ediyorsa bu sefer velisini derse katıyorum. Velisi de katılınca çocuğun güveni tamamlanıyor ve derse zorlamadan katmış oluyoruz. Tabii burda ders diyoruz ama aslında bu bilgileri çocuklara oyun yoluyla veriyoruz. Hep beraber eğleniyoruz aslında. Velilerden sadece derse karışmamalarını rica ediyorum o kadar.

* Çocuklar kendileri için doğru enstrümanı seçebilirler mi? Cevabınız “evet” ise bu seçimin nasıl gerçekleştiğini, “hayır” ise bu seçimi kimin, hangi kriterlere göre yapabileceğini anlatır mısınız ?

Çocuklar sadece enstrüman değil, kendileri için neyin doğru olacağına karar verebilecek yeterlilikte değillerdir. O yüzden önce velilerin buna çocuğu için karar vermesi gerekmektedir. Doğru olduğunu düşündüğünüz ve gözlemlediğiniz her şeyde ısrar etmelisiniz. Çünkü çocuğunuzun hayatı çocuğa bırakılacak kadar kolay değildir.

Enstrüman seçimine gelince çocuk bunu da seçemez. Öncelikli olarak genel çalgılar vardır. Ritm aletleri ve piyano gibi. Bunları öncelikle siz seçersiniz daha sonra da güvendiğiniz eğitmeniniz sizi yönlendirir. Her enstrümanı da kendi eğitmeni bilir.

* Siz de bir babasınız. Çocuğunuza müzik eğitimi veriyor musunuz? Hangi enstrümanı çalmasını istersiniz ve de hayatını bir müzisyen olarak kazanmak isterse ne dersiniz ?

Evet oğluma ritm eğitimi veriyorum. Yanı sıra piyano eğitimini şart koştum. Ve kendisine piyanonun temelini aldıktan sonra istediği herhangi bir enstrümanı çalabileceğini söyledim. Piyanonun temelini aldıktan sonra istediği herhangi bir enstrümanı çalabilir, benim bir tercihim ve zorlamam olmaz onun için. Hayatına müzisyen olarak devam ettirmek isterse, saygı duyar destek olmaya çalışırım. Ama üniversite diploması alması kaydıyla.

Röportaj:cocuklar.biz
16 Aralık 2010

Share/Save/Bookmark