Çocuklar ve Gençlerde Obsesif Kompülsif Bozukluk

Monday, Nov 20th

Son Güncelleme:12:00:00 AM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: SAĞLIK Ruh Sağlığı Çocuklar ve Gençlerde Obsesif Kompülsif Bozukluk

Çocuklar ve Gençlerde Obsesif Kompülsif Bozukluk

Prof.Dr.Yankı YAZGAN
"Düşünmeden edemiyorum, yapmadan duramıyorum. Hareketi yaparsam rahatlıyorum ama birazdan, rahatsız eden düşünce geri geliyor. Düşünmek çıldırtıyor, karşı koyarsam daha da kötü oluyor.”

 

 

Çocuklar ve gençlerde OKB
Obsesyon, kompülsiyon nedir
, çocuklarda belirtileri neler, ileride ne gibi etkileri olabilir? Hangi olaylar tetikleyebilir? Tedavisi var mıdır? Anne-babalar ne yapabilir? Yankı Yazgan'dan obsesif-kompülsif bozukluk (OKB) hakkında temel bilgiler...

Ya istemeden bir zarar verirsem, yanlış bir şey yaparsam
“Kardeşime istemeden ya bir zarar verirsem... O yüzden ondan uzak durmaya çalışıyorum. Herkes aramız bozuk ya da ben ona küsüm diye düşünüyor oysa...”

Ya bir zarar görürsem
“O pantolonu giydiğimde beni eşcinsel sanırlar diye korkuyorum.” ( 16 yaşında, genç erkek)

Yeterince temiz mi?
“Birisiyle tokalaştığımda, elimin mikroplandığı düşüncesinden sonra aklım fikrim elimi yıkamakta; saatlerce elimi yıkıyorum temizlendiğine inanıncaya kadar.” (14 yaşında)

Kendine göre bir düzenlilik
Küçük kız evde herkesin oturacağı yeri belirleyip, başka yerlere oturulduğunda, eşyaları yerlere fırlatıyor, kafasını duvarlara vurmaya başlıyor. (4 yaşında)
Evden çıkarken belli bir düzende eşyalara dokunup, evdekilerin elini öpüyor. Düzende en ufak bir aksama hissi geldiğinde sil baştan... Evden çıkmak saatler aldığı için okula hep geç kalıyor. (11 yaşında)

Tekrar ve kontrol
Kritik bir sınava hazırlanan genç: “Soruları ne 3, ne 5, tam 4 kez kontrol etmeliyim. Dört kontrolda karar veremezsem, doğru cevabı vermiş olsam bile dördün katları kadar tekrar çözmeliyim... Herkes bitirirken, ben ancak yarısına gelmiş oluyorum sınavın.”
Babasının eve kaçta geleceğini tekrar tekrar soran çocuk: “Biliyorum, anladım, ama sormazsam sanki babamın gelmesi mümkün olmazmış gibi geliyor.”

Her şey eksiksiz olmalı
Hiçbir eksiğe tahammülü olmayan çocuk: “Kalemlerim, defterlerim, silgilerim
yerinde değilse, dersime oturmam mümkün değil.”
“Tırnaklarımı kesme, kestiklerini yapıştır...” (5 yaşında)

Ben deli miyim?
Hayat karşısındaki bu zorlanma çocuğu, genci şaşırtır. Kimseyle paylaşılacak cinsten olmayan, kimsenin anlayamayacağını sandığı duygu ve düşüncelerle bunalır.
“Ya bu düşünceler gerçek olursa? Kontrolü kaybedersem?”
“Bir tek ben böyle düşünüyor ve bir tek ben böyle hissediyorum.”
“Bu düşüncelere dayanamayacağım...”

Obsesyon nedir ?
Tekrarlayıcı, rahatsız edici, önlenmesi zor, istenmeyen, gerginlik ve endişe yaratan düşünce.

Kompülsiyon nedir ?
Obsesyonla ilişkili gerginliği azaltmak amaçlı, tekrarlayıcı, rahatsız edici, durdurulması zor hareket.

Obsesyon içerikleri
I. Saldırganlık, cinsellik, dinsel/ kutsal konular
II. Simetri, dengelilik
III. Kirlenme / bulaşma
IV. İsraf etmeme

Kompülsiyon tipleri
I. Kontrol
II. Düzenleme, hizaya sokma
III. Temizleme
IV. Toplama / biriktirme

Çocuklukta en sık görülen obsesyonlar
Kirlenme / bulaşma korkusu,
Kendine / sevilene, zarar gelme/zarar verme korkusu

Çocuklukta en sık görülen kompülsiyonlar
Yıkanma
Tekrar tekrar yapma, kontrol etme

OKB olan çocuk ve gençlerde, OKB olabileceğini düşündürecek dolaylı belirtiler
Konsantrasyon problemleri, ders başarısında beklenmedik düşüş (kafasındaki takıntılı düşüncelerle mücadele etmekten, kendini derse, okumaya vermekte zorluk)
Diğer çocuklardan fiziki olarak uzak durmaya çalışmak (dokunmayı engellemek için)
Okula gitmeyi istememe (evden uzak olursa kendine ya da evdekilere kötü bir şey olacağını düşünmek, okulda olduğunda aklına gelmesini engelleyemediği düşünceler)
Banyoda uzun zaman geçirme (bir türlü yeterince temizlendiğine inanamama, temizlik için gerekenleri yeterince yapmamışlık hissi)
Huysuzluk, keyifsizlik, ısrarcılık (dediğini yaptırmaya çalışmak, neden öyle istediğini bir türlü anlatamamak, görünüşte sebepsiz öfkelenmek)
Ayrılık anlarını uzatmak (evden bir türlü çıkamamak; vedalaşmaları uzatmak, tam o sıralarda huysuzluk yapmak)
İyileşmeyen cilt yaraları (özellikle elde, sık yıkanmaya veya deterjan vb cilde uygun olmayan temizlik malzemesinin kullanımına bağlı)

Çocuğun ve gencin hayata bakış açısını etkiler
OKB erken başlangıç yaptığı ölçüde kişilik özelliklerini etkiler. Bağımlılık hisleri kuvvetlenirken, ayrılığa duyarlı bir yapı gelişir. Eksikliğe tahammülsüzlük, kusur görücülük, ve “ya hep, ya hiç” yaklaşımı, hayattan memnuniyeti zorlaştırır. Depresyonu kolaylaştırır.

Gençlik depresyonları ile ilişkili
Yaş 18’e vardığında, çocukluğunda OKB tanısı konmuş çocukların % 62’sinde depresyon gelişebilir.

Çocukluk ve gençlikte OKB ile birlikte en sık görülen psikiyatrik sorunlar
Depresyon
(öfkeyi kontrol edememe, karamsarlık, alınganlık, bezginlik, hayattan zevk alamama gibi belirtilerin egemen olduğu ruh durumu)
Fobiler (çeşitli yersiz/aşırı korkular; toplumsal ortamlarda çekiniklik, tutukluk),
Tik bozuklukları (yapılması engellenemeyen, ancak kısmen geciktirilebilen çeşitli ses ve hareketler)
Dikkat bozuklukları/aşırı hareketlilik (dikkat dağıldığında tekrar toparlayamama, yerinde durmakta ve beklemekte zorluk)
Bipolar bozukluk (özellikle yoğun öfke ve hareketlilikte aşırılık ile depresyon belirtilerinin birarada olduğu “karışık” tipte)
Otizm ve benzeri gelişim bozuklukları (iletişimi ve karşılıklı etkileşimi bozan problemler)

Başka hastalıklarla ilişkisi var mıdır?
Özellikle A-grubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonları sonrasında, ergenlik öncesi dönemde, aniden başlayan, “beta” enfeksiyonu sonrasındaki kan değişkliklerine paralel olarak artıp azalan bir tip OKB (“PANDAS” adıyla bilinir) belirlenmiştir. Ani başlangıçlı bu OKB’nin tedavisi temelde farklı olmamakla birlikte, boğaz enfeksiyonlarının vakitlice kontrolünün yararlı olduğu düşünülmektedir.

Gündelik hayattaki belli olaylarla ilişkisi var mıdır?
Çocuklarda en sık rastlanan tetikleyici durumlar, “ayrılık” ve “geçiş dönemleri”dir. Taşınma, anne-baba ayrılığı, uzamış hastalıklar, okula başlangıç dönemleri, sınav dönemleri, mevsim geçişleri örnek olarak düşünülebilir. Bu olay ve durumlar sebep olmaktan ziyade, OKB’ye yatkın olan çocukta obsesif-kompülsif belirtilerin ortaya çıkmasını hızlandırırlar.

Obsesyon ya da kompülsiyonları, herhangi bir “kafaya takma”dan ayıran nedir?
OKB’de görülen bazı davranışlar, bir çoğumuzun gündelik hayatta yaptığımız, kendimizi çeşitli tehlikelerden korumak için gerek duyduğumuz davranışlardan farklı değillerdir. Kirli olmadığı halde elleri kirliymiş gibi hissedip yıkamak, kilitli bir kapının kilitli olduğunu bildiği halde tekrar kilitleme ihtiyacı duymak OKB’nin bir bile bile gereksiz önlemler alma problemi olduğunu gösterir. “Saçma-sapan” ve “rahatsız edici” düşüncelerin engellenemez olması, bu düşünceler geldiğinde yapılan davranışların (düşünceyi geçici olarak hafifletirken) gereksiz yere yapılması, çocuğun kendisi ya da çevresi için gündelik hayatı aksatır düzeye ulaşması bu problemin bir psikiyatrik bozukluk olarak tedavisini gerektirir.

Beyin işleyişindeki aşırılıklarla yakından ilişkilidir
Bir tehlike durumuna karşılık önlem almamızı, riskli işlere girişirken gereken hazırlığı yapmamızı sağlayan bu davranışları düzenleyen beyin bölgeleri (frontal korteks, bazal ganglionlar, ön singulat), OKB’si olan çocuklarda, sanki yüksek bir risk ya da büyük bir tehlike varmışcasına, görevlerini lüzumundan fazla yaparlar.

Sayılarla OKB
Çocukluk OKB’si her yüz çocuk ya da gençten 2-3’ünde ortaya çıkabilir. Ortalama başlangıç yaşı 11-12’dir. En erken 3 yaş civarında tanı konan çocuklar olmaktadır. Erkeklerde daha sık görülür.

Ailenin OKB’nin ortaya çıkmasında bir etkisi var mıdır?
Ailenin davranışları kadar, çocuğuna kan yoluyla aktardığı genetik etkiler mühimdir. Ailede benzer sorunları yaşamış kişilerde olması muhtemeldir. OKB’ye sebep olmasalar bile, anne-babanın problemi hafifletmeye yarayabilecek tutumları olabilir.

Anne-baba neler yapabilir?
Anne-baba kompülsif davranışlara katılmamalıdır. Çocuğun mikrop kapma endişesi yüzünden eve misafir çağırmamak, çocuğun eşyalarının anlamsız bir sayı kadar yıkamak, bitmek bilmez onaylama isteklerini karşılamak ya da çocuğun aynı sorusuna defalarca cevap vermek gibi “yardım”lardan kaçınmalıdırlar.
Anne-baba çocuğun kompülsif davranışlarına karşı koymaya çalıştıklarında çocuğun korku ya da rahatsızlık duyduğunu görüp, mücadeleden vazgeçebilirler. Çocuk davranışlarıyla aile yaşantısını kontrol edebildikçe, davranışları daha da artar ve durum kötüleşir.
Anne-baba çocuğun kompülsif davranışlarının kontrolünü tedavi programının bir parçası olarak yaptıklarında, çocuğa geçici bir rahatsızlık verirken, sorunun kontrol altına alınmasına yardımcı olabilirler.

Tedavi, ilaçlar ve psikoterapiden oluşur
İlaçlar
Serotonin geri alınım önleyicileri oldukça etkilidir. Yan etki profili hastanın durumuna en uygun olan seçici serotonin geri alınım önleyicisi (“SSRI”) ile başlanır. Tedavinin yeterli sürede ve yeterli dozda kullanımına rağmen tedaviye direnç olan durumlarda başka gruptan ilaçlarla beraber kullanıma geçilebilir. İlaç tedavisinde tedaviyi vakitsiz bırakmak veya değiştirmek, yeterli dozda kullanmaktan kaçınmak en sık yapılan yanlışları oluşturur.

Kognitif-davranışçı teknikleri kullanan çocuğa ve aileye yönelik psikoterapilerde
Problemin aile ve çocuk tarafından net biçimde kavranması sağlanır. Semptomları ortaya çıkaran koşullara “alışmayı” ve obsesyonların “akla gelmesini” veya kompülsiyonların “yapılmasını” önleyici, aşamalı teknikler uygulanır.

Sonuç olarak
Obsesif-kompülsif davranışlar çocuklarda ve gençlerde yaygın olarak bulunurlar. Sıkıntı ve gerginlik yaratan, güvenlik duygusunu azaltan her durumda ortaya çıkabilirler. Çocuklarda, ayrılık veya ayrılık ihtimali taşıyan her değişiklik bu durumların başında gelir.
Obsesif-kompülsif düşünce ve davranış gereksiz, yersiz, engelleyici ve rahatsız edici biçimde ortaya çıktığında, tedavi gerektiren bir bozukluk olarak görülür. Öyledir. Sıkıntılı durumlarda, sıkıntı ile orantısız düzeyde ortaya çıkıp, sıkıntı yaratan durum geçse bile devam ederler.
Obsesif-kompülsif bozukluk çocuğun hayatını ve sağlıklı gelişimini etkileyen, tanısı gözden kaçan ve tedavisi mümkün bir durumdur.

Prof.Dr.Yankı YAZGAN
http://www.guzelgunler.com/admin/anmviewer.asp?a=10 
Kaynak;  www.yankiyazgan.com   www.guzelgunler.com 

Share/Save/Bookmark