Normal Doğum mu Yoksa Sezeryan mı ?

Monday, Sep 25th

Son Güncelleme:12:00:00 AM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: HAMİLELİK Doğuma Hazırlık Normal Doğum mu Yoksa Sezeryan mı ?

Normal Doğum mu Yoksa Sezeryan mı ?

Op.Dr. Firdevs UĞUZ TİP
Hem normal doğum hem de sezeryan birer doğum şeklidir. Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları mevcuttur.

 

 

Eğer gebe kadının sağlık durumu elveriyor ve normal doğuma engel teşkil edecek bir durum yoksa öncelikle vaginal doğum tercih edilmelidir. Maalesef ki toplumda normal doğum fobisi olan kadın sayısı bir hayli artmış olduğundan son yıllarda elektif sezeryan dediğimiz isteğe bağlı sezeryan oranları da  paralel olarak yükselmiş bulunuyor. 

Doğum şekillerini kısaca özetlemekte fayda var diye düşünüyorum.
Böylece gebe kadın doğum sürecine girdiğinde, kendisini nelerin beklediğini bilir ve daha akıllıca, daha telaşsız hareket eder.

* Öncelikle normal doğum hakkında konuşmak yararlı olacaktır.
Normal bir gebelik sürecini biz 40 hafta olarak alıyoruz. Doğum bu süreden 2 hafta önce veya sonra gerçekleşebilir. Gün aşımı olduğu taktirde bebeğin amnion mayisi (suyu) doppler dediğimiz kan akımı   yakın takip edilerek 2 hafta kadar beklenebilir.
Gebeliğin son ayında hazırlık sancıları dediğimiz doğum sancısına benzeyen, ancak onun kadar ağrı vermeyen ve düzensiz karakterdeki sancılar hissedilebilir. Yine son dönemlerde halk arasında nişan olarak bilinen ve doğumun kısa sürede gerçekleşeceğinin habercisi olan minimal bir kanama olabilir. Gebe kadının son ayda yapması gereken düzenli kontrollerine gitmek, bebek hareketlerini yakından takip etmek ve bol sıvı almaya çaba göstermektir.

Doğum başlangıcından sonuna kadar 3 aşamada gerçekleşir.
- Doğumun 1. aşaması:
Latent faz dediğimiz dönemle başlar, ağrılar henüz çok şiddetli değildir ve düzensiz karakterdedir. Latent faz sonunda rahim ağzı 3-4 cm’e ulaşır. Daha sonra sancıların sıklaşıp şiddetlendiği ve düzenli bir hal aldığı aktif faz diye nitelendirdiğimiz süreç başlar. Bu fazın sonunda rahim ağzı tam açıklığa ulaşır.
- Doğumun 2. evresi: Rahim ağzının tam açıklığa ulaştığı an ile bebeğin doğurtulduğu an arasında geçen süreyi kapsar.
- Doğumun 3. evresi: Plasenta dediğimiz bebeğin eşi ve eklerinin çıkartıldığı dönemi içerir.

Burada önemli bir soru da kimler normal doğum yapmalı kimler sezeryanla doğurmalı sorusudur.

Eğer bebek çok iri değilse (4500 gramın altı), doğum kanalına uygun pozisyonla girmişse, annenin pelvisi (çatı) ile bebeğin başı arasında uygunsuzluk yoksa, bebeğin eşi annenin rahim ağzını tam kapatmamışsa ve bebek sıkıntıda değilse normal doğum süreci başlatılabilir. Normal doğum başından sonuna devamlı monitörize edilir ve olası bir aksilikte acil sezeryan yapılır. Bu yüzden tüm doğumlar acil sezeryan yapılabilecek ameliyathane şartlarının olduğu bir merkezde gerçekleştirilmelidir.

Normal doğum sonrası anne kısa sürede toparlanır, bebeğini emzirir ve yine kısa sürede hastaneden taburcu olur. Bunun yanı sıra idrar kaçırma ve idrar torbasında sarkma, rahim sarkması, rahim ağzı ve vaginada yırtık olması riski normal doğumun dezavantajlarıdır.

* Yukarda bahsettiğimiz normal doğum şartları yoksa hasta sezeryana alınır.
Sezeryanda bebek kısa sürede dışarı çıkartılır ve anne doğum sancılarını çekmemiş olur. Ancak her ameliyatın riskleri sezeryan için de geçerlidir. Bunun yanı sıra özellikle birden fazla sezeryan geçirenlerin sonraki karın ameliyatları bir miktar daha zor olacaktır. 

Sonuç olarak hem normal doğum hem de sezeryan birer doğum şeklidir. Gebe kadın hiç birisi için zorlanmamalıdır. Özellikle normal doğuma pisikolojik olarak hazır olmayan bir anne doğum sürecinde çok sıkıntılar çekebilmektedir. Gebelik takipleri sürecinde hasta ve doktor arasında doğum şekli muhakkak konuşulmalı ve ortak bir karara varılmalıdır.

Jin.Op.Dr.Firdevs UĞUZ TİP

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

www.kibristupbebek.org

Share/Save/Bookmark